Boşanma ve ÇOCUK

Bir çocuğun hikâyesinin ilk satırları onun doğumundan çok önce yazılmaya başlar... Çocuğun anne ve babasının tanışma ve evlenme hikâyesi; evlenmeye nasıl karar verdikleri, evlilik içindeki uyumları, evliliğin kaçıncı yılında, hangi noktasında çocuk sahibi olmaya karar verdikleri, anne-baba olmaya hazır ve istekli olup olmadıkları çocuğun hikâyesini şekillendiren önemli noktalardır... Çocuğun isminin nasıl koyulduğu, ne anlama geldiği, ona nasıl bir misyon yüklediği de anlamlıdır... Hamilelik öncesi ve hamilelik süreci de, en az doğum anı ve doğum sonrası yaşananlar kadar önemli ve belirleyicidir.
Boşanma, çocukların başına gelebilecek en sarsıcı olaylardan birisi ve potansiyel olarak gelişmelerini ciddi biçimde etkileyebilir. Potansiyel olarak diyoruz çünkü kaçınılmaz olarak zarar veren bir durum değildir. Zarar görüp görmemeleri, anne-babanın ilişkilerini nasıl sürdürdüklerine ve çocuklarla ilgilenip ilgilenmediklerine bağlıdır.
Okul öncesi çocuğun bilişsel, gelişimsel ve duygusal olgunluğu yeterli olmadığından boşanmaya duyarlıdırlar.

Çocukların boşanmaya tepkileri karmaşıktır ...
Boşanma sonrası çocukların verdiği tepkiler çocukların yaşına, mizaç ve kişilik yapısına ve baş etme donanımlarına göre farklılık gösterirken; durumun yarattığı koşullar ve boşanma sonrası anne � baba tutumları da son derece etkilidir. Özellikle toplumca yanlış bilinen şey; çocukların 0-2 yaş döneminde bir takım şeylerin farkında olamayacağı düşüncesi. Ancak boşanma sonrasında bu yaş bebeklerinde ciddi anlamda davranış değişiklikleri gözlenmiştir. Bu bebeklerde ağlama nöbetleri, uyku ve yemek düzeninde değişim ve bozulmalar, oyun ve oyuncaklara karşı ilginin azalması gibi davranışlar gözlenebiliyor. Okul öncesi dönemde (3-6 yaş) çocuğu olan aileler boşanma sürecine girdiklerinde ise belki de bu süreçten en çok etkilenenler bu çocuklar oluyor. Bu yaş grubu çocukları farklı bir algı içine girip hayatın merkezi olarak kendilerini görebiliyorlar. Aynı şekilde aile içinde ilginin ve sevginin odak noktası olarak kendilerini görürler. Bu nedenle anne ve babanın ayrılmaya karar vermelerinden kendini sorumlu tutma olasılıkları yüksektir. Ben uslu olmadığım için annem ve babam küstüler gibi bir düşünceye kapılan çok çocuk vardır ve bu düşünce onlarda yoğun suçluluk duygusu yaratabilir. Bu çocuklarda alt ıslatma tekrar başlayabilir (enüresis), parmak emme, geçiş nesnesine uykuda ihtiyaç duyma (pelüş bir ayı olabilir) gibi davranışlar gözlenmeye başlayabilir. Burada dikkati çeken durum; çocuğun meydana gelen ayrılık için kendini sorumlu tutmasıdır. Bunun için özellikle bu yaş grubu çocukların boşanma kararı alındıktan sonra olay ile ilgili olarak her iki ebeveyn tarafından bilgilendirilmeleri, anlaşmazlıkların ve ayrılığın nedeni onun anlayabileceği şekilde aktarılmalıdır.

Okul öncesi erkek çocuklarda , boşanmaya bağlı daha fazla gelişimsel bozukluk görülür ve problemler daha uzun sürer. Evi genelde baba terk ettiğinden özellikle �ödipal� dönemdeki ( 3-5 yaş arası dönem) erkek çocuklar bundan daha çok etkilenir. Çünkü bu devrede erkek çocuk gelişimsel özelliği olarak, babasını rakip olarak görmektedir. Babasının bu nedenle evden ayrıldığını düşünür.

Tepki aşamaları...
1. Şok ve Kaos : Bu haber çocuğun hayatına bir bomba gibi düşer. Birçok yoğun duyguyu iç içe yaşatır. Bu dönem çocukları �benmerkezci� olduğundan ve hayalle gerçeği ayırt edemediğinden, ebeveynlerinin onların yaptığı bir şey yüzünden boşandığını düşünürler. Kafasını karıştırır. ��Eyvah, annemle babam boşanıyor !��, ��Bu ne demek ?��, ��Şimdi ne olacak ?��
2. İsyan ve Sorgulama : Çocuk, hissettiği üzüntü ve kızgınlıkla hayata isyan eder. ��Neden ?�� diye sorar. Bu soru aslında ��Neden boşanıyorsunuz ?�� demek değildir; ��Bu neden benim başıma geliyor ?�� anlamında bir isyan sorusudur. Öfkelerini kavga ederek, bağırarak ve kırıp dökerek ifade ederler.
3. Kaygı ve Korku: Birlikte yaşadıkları ebeveynlerinin evi terk etmesinden korkarlar. Çünkü zaman ve uzaklık kavramları gelişmemiştir. Onlar için babalarının sabah işe gitmesiyle başka bir eve taşınması arasında bir fark yoktur. Bu nedenle anne her sabah işe gittiğinde bir daha hiç dönmeyeceğinden endişe edebilir.Eskisi gibi sevilmemekten, yiyecek ve yatacak yer bulamamaktan korkarlar.Hayalleri çok gelişmiş olduğundan, ebeveynlerinin hiç ayrılmadığını hayal ederler. İkisini bir araya getirme hayalleri kurarlar. Cansız nesneleri de canlı gibi algıladıkları için ( masa onlar için canlıdır ve ona vurabilir) korkarlar ve ebeveynlerinin koruyuculuğundan ayrılmak onlar için çok ürkütücüdür.
4. Baş etme ve Uyum: Ebeveynlerin "Biz ayrılıyoruz ama annelikten babalıktan ayrılmıyoruz. Arkadaş kalacağız ve senin iyiliğin için elimizden gelen her şeyi yapacağız" mesajını çocuğa vermeleri, ayrıldıktan sonra da geçmişte yaşananlara sünger çekip çocuğun ihtiyacı doğrultusunda dayanışmaya girmeleri çocuk açısından en iyisidir. Belirsizlikler ortadan kalktıkça, düzenli ve rutin bir yapı oluştukça çocuğun kaygı ve korkuları dinmeye başlar. Sorularını cevaplamak, ihtiyacı olan duygusal ve sosyal desteği sağlamak uyumunu kolaylaştırır. Ve bir süre sonra çocuk durumu anlamlandırır ve kabullenir; yeni koşullara uyum sağlar.

Boşanma kararını çocuğa kim söylemeli?
Mümkünse anne ve baba birlikte açıklamalı... İki ebeveyn kararı beraber açıklarsa, çocuk kararı ve durumu daha rahat kabul edecektir. Bu kararı birlikte açıklamak çocuğunuzun tamamen farklı iki değişik ve belki de birbiriyle çelişen hikaye duyma olasılığını da azaltacaktır.
Birden fazla çocuk varsa, tüm çocuklara aynı anda açıklama yapılmalıdır. Kardeşlerin varlığı şoku ve üzüntüyü hafifletebilir, güven, destek ve ailenin devamlılığı hissini verir. Gerekirse büyük çocuklarla sonra daha detaylı olarak konuşulabilir ama haberi tüm kardeşler aynı anda duymalıdır.

Ne zaman söylenmeli?
Boşanma kararı kesin ve boşanma sonrası koşullar net olduğunda açıklanmalı... Ne belirsizlik ve karmaşanın içinde zorlanacağı kadar erken ne de kendini hazırlamasına ve uyum sağlamsına yetemeyecek kadar geç olmamalıdır... Ayrılmadan bir-iki hafta önce konuşmak; çocuklara alışmak, sizinle konuşmak ve varsa size sorularını sormak için yeterli bir zaman olarak tanımlanabilir. .Çocuğun kendini güvende ve rahat hissettiği bir yerde, evde; birlikte rahatça ve uzunca vakit geçirilebilecek bir zamanda konuşulmalıdır. Bu ilk konuşma sıkıştırılmış dar vakitlerde, çocuğa yabancı bir ortamda, yolda, arabada veya restoran gibi kalabalık ortamlarda asla yapılmamalıdır. Çocuğun, verdiğiniz haberi sindirmesi, sorularını sorması, isterse size sarılması, ağlaması ve kendini güvende hissedebilmesi için zaman verin.

Nasıl söylenmeli? Ne söylenmeli?
Üslup ; Kısa ve öz, samimi ve dürüst, somuta indirgeyerek, yaşına uygun, örnek, benzetme veya resimlerden yararlanılabilir... Konuşma sırasında göz kontağı ve ten teması yoluyla destek önemlidir...
İçerik ; Ayrılma ve ayrı yaşama kararının anne ve baba tarafından ortaklaşa verildiği vurgulanmalı; bu kararın çocuğun tamamen dışında olduğu ve bu karara varmadan önce de alternatif tüm yolların denendiği ifade edilmelidir...
Karı-kocalık rolleri ile anne-babalık rollerinin birbirinden bağımsız olduğu belirtilmeli; boşanma kararının hayata geçirilmesi ile birlikte eşlerin birbiriyle ilişkilerinin sonlanacağı ancak anne ve baba olarak daima çocukların yanında olacakları tekrar tekrar vurgulanmalıdır...
Boşanma ile birlikte, çocukların hayatında nelerin değişeceği nelerin aynı kalacağı açıklanmalı; çocuğun kiminle kalacağı, diğer ebeveynle ne zaman, ne sıklıkla ve hangi koşullarda görüşeceği net bir biçimde açıklanmalı; belirsizlikler olabildiğince minimize edilerek netlik sağlanmaya çalışılmalıdır... Netlik, düzen ve rutin hayati derecede önemlidir...

Haberin paylaşılmasının ardından...
Boşanma kararını öğrenen çocuk, aynı anda, iç içe birçok yoğun ve karmaşık duyguyu bir arada yaşar... Üzülür, şaşırır, korkar, endişelenir, isyan eder, merak eder, kızar (kendine, annesine, babasına, hayata, kadere...), suçlar (kendini, annesini, babasını, başkalarını...), sorumluluk ve vicdan azabı hisseder...
Tüm bu karmaşık duyguları yoğun şekilde iç içe yaşarken, çocuğun duygularını ifade etmesini cesaretlendirmek, desteklemek; duygularını yaşamasına izin vermek ve buna tolere edebilecek kadar güçlü ve serinkanlı kalabilmek önemli ve gereklidir...
Soruları ve kaygıları olması son derece normal ve anlaşılabilirdir... Sorduğu tüm soruları, kişisel detaylara girmeden kısa ve öz bir biçimde yanıtlamak, olabildiğince netlik getirmek gerekir...
Destek çok önemlidir... Çocuğun destek alabileceği sistemleri harekete geçirmek, olumlu rol modelleriyle etkileşiminin önünü açmak anlamlıdır...
Özellikle böyle bir geçiş döneminde, çocukla kaliteli bir oyun ve paylaşım zamanı değerlendirebilmek, birlikte olmak, ten teması ve göz kontağı kurmak çocuğa ihtiyacı olan gücü ve desteği sağlamakta yardımcı olacaktır...
Çocuk, kendisine ait olmayan ve asla taşıyamayacağı yüklerle karşı karşıya bırakılmamalıdır !
Kararlar anne ve baba tarafından verilmeli, sınır ve çerçeve onlar tarafından çizilmelidir... Ve bu kararların ve durumun sorumluluğunu anne ve baba üstlenmelidir... Çocuklar hiçbir şekilde arada bırakılmamalıdır...

Boşanma sonrası yaşam...
Rutin, net ve stabil bir düzen çok önemlidir... Çocuklar, hayat onlar için ��öngörülebilir�� ve ��kontrol edilebilir�� olduğunda, hayatlarında bir yapı ve düzen olduğunda, belirli ve tutarlı sınırların varlığında güvenli ve huzurlu hissedebilirler... Bu nedenle, özellikle boşanma gibi önemli bir değişimin ardından düzenli bir hayat çok önemlidir� Çocuğun anne / babası ile hangi günler, kaç saat görüşeceği net olmalı ve bu rutin olarak aynı şekilde devam etmelidir� Ebeveyn ne zaman isterse / özlerse, çocuk ne zaman isterse veya ne zaman müsait olunursa değil, önceden belirlenen gün ve saatte görüşmeler gerçekleşmelidir� Çok ender ve çok özel durumlar haricinde bu düzen korunmalıdır� Bu düzen ve yapı çocuğun güvende hissetmesini kolaylaştırır; terk edilme korku ve kaygılarını hafifletir.

Görüşme günlerinde anne, baba ve çocuk aynı tablo içinde yer almamalıdır... Bu, çocuk için son derece kafa karıştırıcı ve zarar verici olabilir... Çocuğun zaten var olan ve belki de hep var olacak olan ���bir gün annem ve babam bir araya gelecekler ve hep beraber olacağız�� fantezisi, böyle bir durum da iyice pekişir; ve çocuk için karmaşa yaratır, adapte olmasını zorlaştırır... Bu faktör özellikle 10 yaş öncesi çocuklar için önemlidir. Çocuğun hayatı ile ilgili önemli kararlar ve seçimlerde anne ve baba işbirliği ve yapıcı bir iletişim içinde olmalıdır...

Boşanma sonrası anne baba tutumları...
Boşanmanın ardından anne babaların çocuğu kazanma yarışına girmelerine sık sık rastlıyoruz. Bazı ebeveynler çocuğu kendi taraflarına çekmek için çocuğa yanlış mesajlar veriyorlar. Öyle şeyler yaşanıyor ki, çocuk annesinden ya da babasından uzaklaşsın, diğer tarafı seçsin diye "Annen/Baban seni sevmiyor zaten" diyenler, karşı tarafı suçlayanlar dahi oluyor. Bu sözler çocuğun ruh dünyasında tahmin edilemez boyutlarda yaralar açar. Bu çok yanlış ve çocuk açısından çok yaralayıcı bir tutumdur. Eşler ayrılsalar bile çocuğu annesinden ya da babasından ayırmaya çalışmak, eski eşten öç almak için çocuğu kullanmak çocuğun ruh sağlığı açısından asla düşülmemesi gereken hataların başında gelir.
Boşanmanın ardından anne babalar çocuğu kendi taraflarına çekmek için onun istediği her şeyi yapma yanılgısına da düşebilirler. Her istediğinin yapılması çocukta disiplin eksikliğine yol açar. Oysa ki disiplin, doğru kullanıldığı takdirde sağlıklı bir kişilik gelişimi için vazgeçilmez bir unsurdur. Disiplinli olmaya alışmamış bir çocuk ileride sosyal yaşama adapte olmakta zorluk çekebilir.
Boşanan eşler, aralarında yaşanan kötü olaylara rağmen arkadaş olmaya gayret göstermeliler. Yaşamı boyunca çocuğun önüne çıkabilecek bir sürü problem olabilir. Anne babanın kimi zaman bu problemlere birbirlerine danışarak çözüm bulmaları, ortak kararlar alıp uygulamaları gerekir. Herhangi bir iş arkadaşı gibi, hiç olmazsa telefonla görüşülebilir. Unutulmamalı ki anne babanın kendi sorumluğunda olan çocuklar her türlü anlaşmazlıktan, öfkeden daha önemlidir. Dağılan bazı aileler çocukları için bazen bir araya gelip arkadaş gibi davranabiliyorlar. Bunu başarabilmek çocuğun bu dönemi yaralanmadan atlatmasına yardımcı olacaktır.
Boşanma sonrasında ebeveynlerin sorumlulukları artabilir. Boşanmadan önce çalışmayan bir anne ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaya başlamak zorunda kalabilir. Bir evin sorumluluğunu tek başına yüklenmek, çocuk sahibi olmanın ve işin gereklerini bir arada yerine getirmek zordur. Burada önemli bir nokta da; Bir insanın, iyi ve başarılı olması önemlidir ama bundan daha önemlisi iyi bir anne ya da baba olmasıdır.
Bir çocuk, anne babasının ilgisine, onlarla birlikte vakit geçirmeye muhtaçtır. Bu noktada sürekli ve nitelikli birliktelik, çocukla geçirilen kaliteli zaman kavramı önem kazanır. Anne ya da baba çocuklarıyla ilgilenirken bütün dertlerini, sorumluluklarını bir kenara bırakmalıdır.

Tekrar evlenme ve yeni kurulan aile ilişkileri...
İlişkiniz uzunca ve düzenli olana dek çocuğunuzla tanıştırmayın. Sık sık partner değişimine şahit olması çocuğun güvenini sarsabilir, ayrılma ve terk edilme korkularını tetikleyebilir. İlişkiniz sağlamlaşıp çocuğunuzla tanıştırmaya hazır hissettiğiniz zaman, bu konuda çocuğunuza önceden bilgi verin, onunla konuşun ve onu bu tanışmaya hazırlayın.
Evlenme kararını, netleştiği zaman çocukla paylaşın... Yaşını, hissettiklerini, tepkilerini kollayın ancak bunu ondan izin alır gibi yapmayın... Açık, net ve dürüst olun...
Eski eşinizle ve onun ailesiyle olan ilişkilerinizin sınırlarını gözden geçirin ve netleştirin... Rolleri belirleyin. Kurduğunuz yeni ilişkinin ve yeni ailenin ��yeni�� ve ��farklı�� olduğunu unutmayın, karşılaştırmalardan, eski deneyimlerinizi şablon olarak almaktan kaçının...
Evlilik hazırlıklarınıza çocukları da dahil edin ve mutlaka evlilik töreninizde bulunmalarını sağlayın.

Gamze Sifoğlu
Pedagog-Psikolojik Danışman

| Geri Dön |

Rgb Team Logo